Nepal.. Annapurna.. Dağlar Dağlar..

Himalayaların gariban memleketi.. Nasıl gidilir.. Ne yapılır.. Nasıl yapılır.. Çin ile Hindistan gibi iki dev ülke arasında kalmış bu fukara topraklarda, muhteşem doğa ile ruhunuzu nasıl doyurursunuz.. Buyrun gelsin..

Vizeler..

İstanbul’dan Nepal’in başkenti Katmandu’ya doğrudan uçuşlar mevcut.. Aktarmalı uçuşlar uzun sürse de daha ucuza gelebiliyor.. Katmandu havaalanına inip gümrüğe geçtiğinizde, görevli nazikçe “vizeniz var mı?” diye soruyor.. “Yok” diyorsunuz.. “Sizi şöyle vezneye alalım” diyor.. Veznede, farklı süreler için farklı fiyatlar var.. Görevli soruyor, “kaç gün kalmak istiyorsun”.. “30 gün yeter abi”.. “40$”.. Gümrük görevlisine dönüp, makbuz ve pasaportu uzatıyorsun.. Pasaportun bir sayfasını açıyor, basit bir kağıt parçası yapıştırıp, üzerine elle tarihleri yazıyor, 30 gün kalacak diye not düşüyor.. İyi gezmeler diyor.. Memlekete buyur ediyor.. Bitti gitti.. Taksiye atlayıp Katmandu’nun merkezine yol alıyorsunuz.. Hoş geldiniz..

Nepal’e neden gelinir..

Açıkçası ben ülkeye girdiğimde pek nedenini bilmiyordum.. Nepal, dünya turu rotamda, Tibet ile Hindistan arasında görülmesi gereken bir noktaydı sadece.. Doğası güzel, insanları güzel, fakir, depremden hasar görmüş, yolları şehirleri kötü durumda, su ve elektrik sıkıntısı bol.. Bildiklerim bunlar ile sınırlıydı.. Ve en önemlisi Trekking ve Dağcılık cennetiydi.. Uzun ince bu ülkenin, güneyi 500-1000m rakımında yaylalar ile kaplıyken, kuzeyi 7000-8000m’lik karlı-buzlu Himalaya dağları ile çevrili.. Yani bir ülkede dağlardan, trekking’ten bahsedilecek ise.. O ülke Nepal olmalıydı.. İşte sırf bu yüzden gelinir Nepal’e.. Katmandu’nun gece hayatından, tapınaklardan, sadulardan, yol kenarlarında yetiştiğini görebilecek kadar yaygın olan Marijuana’dan hiç bahsetmeyeceğim.. Yazımın tamamı Nepal’in nefes kesen doğası ile ilgili olacak..

Dağcılık ve Trekking..

Dağcılık yapıyorsanız veya az da olsa ilginiz varsa bilirsiniz ki, Mt Everest dünyanın en yüksek dağıdır ve bu bölgededir.. Tibet ile Nepal arasında sınırdır.. İki tarafından da zirveye çıkmak mümkündür.. Otoritelerin söylediği, güney yani Nepal rotası, kuzeye göre nispeten daha elverişlidir.. Ama bu yazıyı okuyan herhangi bir insanın bunu başarabileceğini zannetmiyorum.. Zordur.. Çok zor.. Bizlere düşen, trekking rotaları ile mümkün olduğunca bu dağlara yaklaşmak ve o zorluğu hissetmektir..

Nepal’de iki ana trekking bölgesi var.. Everest ve Annapurna.. Everest’i daha iki hafta önce Tibet tarafından gördüğüm için eledim ve Annapurna’ya yoğunlaştım.. Siz Everest’i de tercih edebilirsiniz.. Eminim mükemmeldir.. Everest’in Tibet tarafından görüntüsü daha fotojenik deseler de, oradaki Ana Kamp’a Çin hükümetinin yaptığı asfalt yolları kullanarak araç ile ulaşıyorsunuz.. Trekking yabancıya yasak, o yüzden biraz turistik kalıyor.. Nepal tarafından günlerce trekking yapıp ana kampa ulaşmak eminim harika olurdu..

Annapurna Trekking..

Annapurna dağları Himalaya sıra dağlarının bir bölümü.. Nepal’in tam ortasına kalıyor.. Pokhara şehrinin kuzeyindeler.. Ve 7000m’den yüksek 10-15 dağ var.. Tam ortalarında da 8091m rakımı ile Annapurna I.

Annapurna Circuit dedikleri büyük rota.. Aşağıda görebileceğiniz haritada en dış çember.. Tüm dağların etrafından dolanıyorsunuz.. 30 gün civarında sürüyor.. Yürüyüş yolunuz bazen 5000m üzerine çıkıyor.. 5000m’de yürümenin ne olduğunu Tibet’te öğrendim.. Zor iş.. Sadece yürümek bile zor iş.. Ama buraya yazıyorum.. Bir gün sırf bunu yapmak için tekrar geleceğim..

Kathmandu’da tanıştığım bir diğer gezgin Didem ile Pokhara’ya geçtik.. Mükemmel bir göl kenarı şehri (kasabası).. Kafa dinlemek ve trekking’e hazırlanmak için daha iyisi olamazdı.. Pokhara’dan 2-3 saatlik yürüyüş mesafesindeki Sarangkot ve Peace Pagoda tepeleri antrenman yapmak ve kendinizi tartmak için bire bir.. Pokhara merkezinden yaklaşık 3 saatte çıkılan Sarangkot tepesinde, hava açık ise Annapurna dağlarını görmeniz mümkün.. İşte bu sizi daha da gaza getirecek.. Çünkü o dağların dibine-içine gideceksiniz..

Pokhara’da, Nepalli bir ailenin işlettiği North Face Inn Guesthouse’ta kalmanızı tavsiye ederim.. Ailenin genç oğlu harita üzerinden trekking ile ilgili güzel bilgiler verecek ve rota belirlemenize yardımcı olacaktır..

Merhaba Restoran..

Belki de aylardır beni en mutlu eden restoran bu oldu.. Pokhara sokaklarını dolanırken gördüğümüz Merhaba yazısı ve kapıya asılı Türk bayrağı çekti bizi içeriye.. Önceki deneyimlerimden, yurt dışındaki Türk restoranlarında beklentimi fazla yükseltmemem gerektiğini öğrenmiştim, özellikle Asya’da.. Ama burası.. O ilk cacığı yedikten sonra 3 gün sabah-akşam buraya geldik.. Coşkun abi.. Güzel insan.. Kendisi Nepalli.. Almanya’da yaşamış.. Bir şekilde Türk kültürü ile tanışmış.. Türkiye’ye gidip köylerde nasıl yemekler yapıldığını öğrenmiş.. Sosyolog.. Osmanlı tarihi biliyor.. Nepal’e dönmüş.. İlk Türk restoranını açmış.. Türk kültürünü insanlara vermeye çalışıyor.. Çatır çatır Türkçe konuşuyor.. Ve mükemmel yemek yapıyor.. Türk yemekleri..

Merhaba Restoranda, Coşkun abiden ve çalışanlardan aldığımız bilgiler ile trekking rotamızı daha da belirginleştirdik, size de tavsiye ederim.. Türk kahvesi eşliğinde, balkonda göl manzarasına karşı sakin sakin planlarınızı yapın.. Biz de kaba taslak bir rota belirledik.. Bundan sonrası yolda belli olacak.. Baktık zorlanıyoruz, döneceğiz.. Haydi hayırlısı deyip, eşyaları North Face Inn’de bırakıp, çıktık yollara..

Trekking Başlangıcı..

Rehber; kesinlikle gerekli değil.. Coşkun abinin de dediği gibi.. “Napacasın ya rehberi, haritayı alıosun eline yürüosun, çok kolay”

Eşya taşıyan yardımcılar; kesinlikle gerekli değil.. Eşyalarınızın çoğunu bırakın.. Orada bulunduğunuz sezon itibari ile Nepalli insanlara sorun.. Onlar size her şeyi güncel olarak anlatacaktır.. Biz muson zamanına denk geldik.. Ve tamamen ıslandık.. Yağmura karşı biraz daha korunaklı olsak iyi olurdu.. Elektronik pek almayın.. Büyük kameralara gerek yok.. Açıkçası ağır olan her şey yolda size eziyet olacak..

İzinler.. Belgeler..

Annapurna dağlarında trekking yapmak istiyorsanız, çeşitli izinler almanız gerekiyor.. Pokhara’ta “turist ofis” kimse sorsanız gösterir, gölün baraj tarafında.. Pasaportunuz ve 2 fotoğrafınız ile gidiyorsunuz.. Görevli rotan nedir, kaç gün sürecek diye soruyor ama hepsi formalite.. Annapurna Trekking yazıyorlar kağıda ve tüm bölgeyi kapsıyor.. Giriş tarihi hemen aynı güne veriyorlar, siz 10 gün sürecek deseniz de çıkış tarihi esnek.. Trekking bölgesine giriş belgesi oluyor bu.. 2000NPR.. Bir diğer belge yine aynı binada, trekking’i rehbersiz kendi başınıza yaptığınıza dair bir belge.. O da 2000NPR.. Yani belgelere toplam 40$ gibi bir bedel ödüyorsunuz.. Bu işi yola çıkmadan bir gün önceden yapsanız iyi dersiniz.. Çünkü ofis sabah 10da açılıyor ve çok zaman kaybettiriyor..

Rotamız ve yola çıkış..

Gezim sırasında, Japonya, Tayland, Laos, Vietnam ve Çin’de zorlu trekkingler yapmış biri olarak deneyimliyim ama yorgunum açıkçası.. Didem’in de ilk deneyimi olacak.. Ben kendimi zorlayıp sakatlamak istemiyorum, o çabuk yorulduğu için temkinli davranıyor.. Bir birimizi frenliyoruz açıkçası.. Haritada işaretli bölümü kendimize hedef seçtik..

Başlangıç noktası Nayapul.. Birinci hedefimiz, daha 10 yıl kadar önce keşfedilmiş ve en iyi Annapurna manzarasına sahip olduğu iddia edilen Poon Hill tepesinde çıkmak. Oradan da Annapurna Base Camp’a devam etmeyi düşünüyoruz. Dönüşü de en kısa yoldan yine Nayapul’a yapacağız.. Plan bu.. Plan doğrultusunda “Ghorepani to Ghandruk Loop” ile “Annapurna Sanctuary” rotalarını kombine etmiş oldu..

Yol boyunca çok defa değiştirmeyi düşünsek de kafamızdaki rotaya sadık kalabildik..

Phokara merkez.. Nayapul başlangıç..

Pokhara merkezden 200NPR taksiye atlayıp Nayapul otobüslerinin kalktığı durağa gidebilirsiniz.. Pokhara-Nayapul 130NPR ve 2 saate yakın sürüyor.. Otobüse binmeden öğrendik ki bir başka otobüs Nayapul ve Birethanti’den geçip Ghandruk’a kadar gidiyormuş.. Birethanti’ye kadar gidiyor olması bizim için yeterli.. Siz sadece “Ghorepani to Ghandruk Loop” yapacak iseniz kesinlikle bu otobüsü kullanın.. İzin belgeleri ve Coşkun abinin Merhaba restoran’da uzun bir kahvaltı yaptığımız için öğleden sonraya kaldık.. Birethanti’ya ulaşmamız akşamı buldu.. Yine öğrendik ki, Trekking’in başlangıç yeri Nayapul değil Birethanti imiş.. Giriş-Çıkış ofisleri bu köyde.. Elinizdeki belgeleri kontrol ediyor ve mühürlüyorlar.. Bu noktadan sonra dağlar sizindir..

Birethanti – Ghorepani (Poon Hill)

Bu mesafeyi bir günde yapmak biraz çılgınlık olur.. Kesinlikle ikiye bölmek gerekiyor.. Zaten ilk günün yarısından çoğunu Pokhara’dan buraya ulaşmak için yediniz.. Geç de kalsanız karanlık basana kadar gidebildiğiniz yere kadar gidin.. İlk yarısı nispetten daha düz olsa da, ikinci gün, Banthanti’den Ghorepani’ye ulaşana kadar merdiven çıkıyorsunuz ve çok çok yorucu..

2. günün akşamında Ghorepani’ye ulaşıyorsunuz.. Birbirine neredeyse bitişik iki köy.. Ghorepani ve yukarı Ghorepani.. İkisinde de konaklayabilirsiniz.. Yukarıda olan manzarasından dolayı daha iyi..

Poon Hill (3210m)

İlk yorgunluğu attıp güzel bir uyku çektikten sonra sabah 04’te kalkıp Poon Hill’e çıkın.. Ghorepani veya Deorali’den 1 saatlik bir merdiven tırmanışı.. Poon Hill’e çıktığınızda buranın neden meşhur olduğunu anlayacaksınız.. Sabah sabah daha gözleriniz bile tam açılmadan, sizi nefes kesici bir manzara karşılayacak.. Güneş yavaş yavaş dağların tepesini parlatırken, siz uzaktan, sıcak çayınızı yudumluyor olacaksınız.. Tabi şanslı iseniz.. Bulutlar izin verir ise..

Ghorepani – Chhomrong – Machhapuchhare BC – Annapurna BC

İlk iki günün deneyimi buraların nasıl olduğuna dair size bir şeyler öğretmiştir.. Artık yola çıkma vakti.. Annapurna BC sizi bekler.. Poon Hill’den kaldığınız yere geri inin, güzel bir kahvaltı yapın.. Eşyalarınız toparlayın ve çıkın yollara.. Bu noktadan sonra kalınacak yerler hakkında hiç bir tavsiyem yoktur.. Gidebildiğiniz kadar gidin.. Yorulduğunuzu hissettiğiniz yerde konaklayın.. Geceyi geçirebileceğiniz yerler arası mesafe 2 saatten fazla değil.. Bunu bilin yeter..

Coğrafi olarak;

Ghorepani – Tadapani arası bölge vahşi ormanlar gibi.. Ağaçlar ve merdivenlerin görselliği muhteşem.. Yolda karşılaştığımız kimse görmese de biz maymun sürüsüne denk geldik..

Tadapani – Chhomrong arası yamaçlar, vadiler tarla manzaraları ile kaplı.. Manzara güzel ama bu yamaç ve vadileri inip-çıkıyor olmak yorucu..

Chhomrong – Deorali arası in-çıklar az ve kısa mesafeli olsa da merdivenler hasarlı ve bir noktadan sonra sadece patika olduğu için yine aynı yoruculuğunda..

Deorali – MBC arası vadiye açılıyor.. Sis yok ise mükemmel bir manzara.. Ağaç yok denecek kadar az.. Dağların arasında, nehir yatağında yeşillikler içinde patikalardan yürüyorsunuz.. Annapurna dağları tüm haşmet ile görünmeye başlıyor.. Hemen yanı başınızdalar..

MBC – Annapurna BC arası kar görünmeye başlıyor.. Soğuk kendini hissettiriyor.. 4000m’lere geldiğiniz oksijen azalıyor, yorgunluk artıyor.. Ama noktadan sonra dağların arasındasınız.. Manzara inanılmaz.. Sadece 2 saatlik bu mesafeyi manzara bakarak saatlerce yürüyebilirsiniz..

Annapurna Bace Camp (4130m)..

Bu noktada tavsiyem, saat kaç olursa olsun MBC’de konaklamayın.. 2saatlik mesafedeki ABC’ye son bir gayret gösterin ve ulaşın.. Çünkü sabah 4-5 gibi kalkıp güneşin doğuşunu seyredeceksiniz.. MBC’de kalırsanız böyle bir şansızın olmayacak..

Deorali – ABC arasını tamamen sis ve yağmur içinde yürümüş ve akşam vakti ABC’ye ulaştığımızda, ulaşmış olmaktan başka bir şey hissetmemiştik.. Nerede olduğumuzu bile bilmiyorduk.. Sis bulutu içerisinde, tek katlı bir-iki derme çatma bina.. Ne dağ var etrafta.. Ne tepe.. Hiç bir şey gözükmüyor.. Üç beş gezgin, biz dün geldik, hala bir şey görmedik diyor.. Moral bozukluğu ile yorgunluğu harmanlayıp, soğuktan titreye titreye yattık uyuduk..

Sabah 4:30.. Odanın kapısını açtım.. Dışarı çıktım.. Tepede yıldızlar gözüküyor.. Aha hava açmış dedim kendi kendime.. Sonra karşımda bir karartı gördüm.. Dev gibi bir dağ.. Oha bu ne dedim, şaşkın bakışlar ile kamp yerinin ortasına çıktım.. Sonrası büyülü bir manzara.. Meydandan etrafıma baktım.. 1-2-3-4-5 kaç tane dağ var sayamadım.. Hepsi cam gibi gözüküyor.. Bir tane bile bulut yok etrafta.. Kampta kalanlar yavaş yavaş çıkmaya başladı odalarından.. Manzarayı görenler birbirlerini uyandırdı.. Herkeste bir gülümseme.. 5gibi tüm kamp ayakta.. Vadinin ortasına çıktık.. Ve etrafımıza baktık.. Güneş, buzlu dağların tepelerini aydınlatmaya başladı.. Karartıdan, loş sarıya.. Sarıdan beyaza döndü tepeler.. Vadi aydınlandı.. Yemyeşil bir otlak.. Nefes kesici manzara.. Mutluluk..

Tavsiyem; manzarayı görene kadar kalın.. Günler sürse de..

Dönüş yolu..

Çoğunlukla yokuş aşağı.. Hele ki Annapurna manzarasını gördü iseniz, onun enerjisi ile uzuuun bir yürüyüş yapabilirsiniz.. Çıkışta, günde yürüdüğümüz yol ortalama 12km iken, dönüşte, ABC-Chhomrong arası 20km’yi bir günde yürüdük.. Yorucu ama oluyor.. Yağmur da bizi zorladı.. Hava güzel ise çok da zor değil.. Sadece Chhomrong’a son 1km, yakşalık 2000 adet merdiven çıkıyorsunuz.. Bu dehşet yorucu.. Chhomrong Cottage’da konaklamanızı tavsiye ederim.. Çikolatalı keki ile meşhur.. Bir hayli meşhur hem de.. Belki de bunun enerjisi ile dönüş yolunda 20km yürüdük ama mükemmel değildi.. Yine de deneyin.. Sıcak suyun konaklama fiyatına dahil olduğu tek yer..

Chhomrong’tan sonra “Annapurna Sanctuary” rotası Phedi’ye gidiyor.. 2 günlük bir yol ve kampta tanıştığımız gezginler kesinlikle gereksiz ve çok yorucu dediler.. Hele ki dönüş yolunda hiç gereksiz.. Göreceğimizi görmüşüz zaten..

Chhomrong’ten Birethanti yönünde yürümeye devam ediyorsunuz ve 4-5saat mesafede Siwai diye bir köy var.. Oradan otobüse binip Birethanti-Nayapul’dan geçerek Pokhara’ya dönebilirsiniz.. Biz 300er ödedik ama yerliler 200NPR ödüyor ve 3 saate yakın sürüyor.. Bilginize.. Hadi geçmiş olsun..

Pokhara’ya döndüğünüzde kesinlikle Merhaba Restoran’a tekrar gidin.. Bir ziyafet çekin.. Ve anılarınızı, fotoğraflarınızı Coşkun abi ile paylaşın.. Hem sevinir, hem sevindirir.. 1 haftalık yokluğunuzda başka Türk gezginler denk geldi ise onlar ile tanıştırır.. Sohbet muhabbet.. Yorgunluk atarsınız..

Annapurna’nın öğrettikleri..

Haziran ortası muson zamanı.. Yağmurlara ve ani hava değişimlerine hazırlıklı olun.. Bazı günler kavurucu sıcak, bazı günler saatlerce yağan şiddetli yağmur ve ABC’de dondurucu havada uyumak.. Bunların hepsini yaşayacaksınız..

Tepeden tırnağa yağmurluk alın.. En büyüğünden.. Çanta sırtınızda iken üstüne giyebilecek kadar büyük.. Ama buna rağmen ıslanacaksınız.. Bazı nehirler taşmış ve köprüsüz olacak, içinden geçmek zorunda kalacaksınız.. Islanmak kaçınılmaz..

Yağmur sonrası çıkan kan emici sülükler vücudunuza yapışıp, kanınızı emecek.. Bu hayvanlardan korunması zor.. İster bot giyin ister kalın pantolon, bir şekilde sızıp yapışıyorlar ve kanınızı emiyorlar.. Ha sonra ne oluyor, şişip şişip patlıyorlar.. Yani pek zararlar yok gibi ama her yeriniz kan oluyor.. Açtıkları delikten yavaş yavaş da olsa saatlerce kan akmaya devam ediyor.. Hoş görüntüler değil.. Uyuz bir durum..

Konaklama bulmak kolay ve çok ucuz.. ABC hariç hemen her yer 100NPR(1$).. Tabi buna sıcak su dahil değil.. Sıcak su ile duş istiyorsanız kesinlikle fiyatını sorun.. Bazen 100 bazen 300NPR olabiliyor.. Yemekler nispeten pahalı.. 300-400NPR civarında.. Ama malzemeleri o köylere tepelere nasıl taşıdıklarını gördükten sonra buna saygı duyuyorsunuz..

Öyle tam teçhizat trekking yapmanız gerekmiyor.. Rahat bir spor ayakkabı yeterli.. Gerisi teferruat.. Yerliler terlikle yük taşıyor bu yollarda.. Bazıları da lastik çizmeler ile..

Eşyanız çok fazla ıslandığı için yedeğiniz bol olsa iyi olur.. Neredeyse tüm yol nem-sis-yağmur içinde geçtiği için her şey ıslanıyor.. Çantalarınızın içindekiler bile.. Ve kurumuyor.. Konakladığınız yerde kurusun diye asıyorsunuz, sabah daha ıslak bir şekilde tekrar giyiyorsunuz..

Yiyecek taşımanın pek bir anlamı yok.. Yük olması boşuna.. Fındık, Badem, Çikolata gibi enerjisi bol şeyler taşıyabilirsiniz ama öyle ekmek falan götürmeyin yanınızda.. Yolda her şey satılıyor..

Su önemli bir konu.. Bazı bölgelerde pet şişe satılmıyor.. Çevreyi korumak adına pet yok.. Büyük damacanalar var.. Onlardan kendi şişede dolduruyorsun.. Litresi 60-100NPR arasında.. Hep aynı pet şişeyi doldurmaktansa kendi mataranız olsa iyi olur..

İrtifa hastalığı.. Başlamadan önce bizi korkutmuşlardı ama pek de korkulacak bir şey değil.. Sonuçta zırt diye çıkmıyorsunuz.. Yavaş yavaş ve bol oksijenli ormanlardan geçerek çıkıyorsunuz.. Zencefil çayı ve sarımsak çorbası iyi geliyor diye yolda bol bol içtik.. Bize bir şey olmadı.. Ama ABC’ta baş ağrısından kıvranan gezginler de vardı..

Bu 7-8 günlük yolculuk, muhteşem manzarası bir yana, size çok şey öğretecek.. Öncelikle kendi limitlerinizi göreceksiniz.. Sabır ve azim duygularınızı harmanlayacaksınız.. Bol bol yalnız kalacak.. Çok düşünme fırsatınız olacak.. Evinizde, işinizde, deniz kenarında yalnız kaldığınız olmuştur belki ama saatlerce ormanda yalnız yürümek, düşünmek, derin derin düşünmek çok şeyi değiştirecek..

Derin, karanlık, sessiz bir ormandan, güneşli bir vadinin yamacına çıkacaksınız.. Vadiden aşağıya baktığınızda, dibinde gürül gürül akan nehri göreceksiniz üzerinde çelimsiz bir asma köprü ile.. Ve köprünün karşısı, vadinin diğer yakası, baktığınız nokta ile aynı yükseklikte olacak.. Derin bir nefes alıp aşağıya inecek, köprüyü geçecek, ve tekrar tepeye çıkacaksınız.. Arkanıza baktığınızda yine aynı şeyi göreceksiniz.. Vadi, nehir, asma köprü ve karşı yaka.. Hiç değişmemiş gibi.. Ama bu 3 saatinizi alacak.. O üç saatte, inerken hissettiğiniz acı, köprüyü geçerken ki mutluluk, tepeye çıkarken ki yorgunluk ve tüm bu süreçte aklınızı kurcalayan düşünceler.. Vadiye arkanızı dönüp, tekrar, derin, karanlık, sessiz ormana gireceksiniz.. Ama aynı insan değilsiniz..

O zaman size iyi yolculuklar..

Nepal ile ilgili sorulara cevaplar..

 



Yorumlar (3)

  1. Şükran meydan

    Slm, harika bir rehber yazı olmuş . Planladığımız gezide elimizde print alınmış şekli ile merhaba restourant A gidip selamınızı söylemek için sabırsızlanıyorum 🙂

    Cevapla